Negibi
Acun Ilıcalı Brand Week İstanbul söyleşisinde her şeyin ‘kısmet‘ olduğunu savunuyor.
19 yaşında evlenip, 20 yaşında anne-babasını trafik kazasında kaybeden, 21 yaşında boşanan ve 22 yaşında iflas eden, 23 yaşındaki geçirdiği trafik kazasında yanındaki arkadaşı ölen, 24 yaşında artık tutunacak hiç bir dalının olmadığını dile getiren Acun Ilıcalı bir gün yoldan geçerken Show Tv binasına girer ve öyküsü böyle başlar.
Muhabirlik döneminde çok iyi muhabir olduğunu fakat iyi olmanın değil ‘kısmetinde olmasının’ önemli olduğunu savunuyor Ilıcalı.
*Hayatının ilk dönüm noktasını da Muhabirlikten Sunuculuğa geçiş olarak tanımlıyor; ‘Dokun Bana’ yarışmasının sunucusu oluyor.

Kendi formatı olan ‘Acun Firarda‘da sunuculuğa devam ediyor. Programı geç yayınlanıyor ve bunun üzerine gezerken keşfettiği ‘Fear Factor‘ yarışmasına denk geliyor ve programı Türkiye’ye getirmek istiyor.
Ardından rakip kanal olan Kanal D’ye sunuyor projesini ve kabul edilmiyor.
Tekrar Show Tv’ye gidiyor anlatıyor ve kabul ediliyor 1 hafta sonra Arjantin’de‘Fear Factor’ yarışması başlıyor. Program 12 bölüm yayınlanıyor ve 12 kere 1. oluyor.
Daha sonra Survivor programını yapmaya karar veriyorlar, ‘Türkiye-Yunanistan’ olarak seyirciye sunuyor.
Yeni bir formatla seyirci karşısına geçmek istiyor ve ‘Var Mısın Yok Musun‘u seyirci ile buluşturuyor fakat 1. ve 2. programların reytinginin 0 olduğunu belirtiyor. 3. günde ise toplantı yapılıyor Show Tv’de ve programın kaldırılması isteniyor. Acun Ilıcalı, o an moralinin çok bozu olduğunu ve ilk defa tv formatında başarısız olduğunu belirtiyor. 4. gün program kalkması nedeniyle telefon geliyor ve bu telefonun üzerine Acun Ilıcalı başarısız olmamak adına sabaha kadar düşündüğünü belirtiyor. Yarışmacıları, yarışma düzenini ve seyirci ne görmek isterse onu gösterdiğini söylüyor. Bu işi çok başarılı şekilde atlattığını ve 450 bölümün 350’sinde reytinglerde 1. olduğunu da ekliyor.
‘Yetenek Sizsiniz‘i Macaristan’a gidip aldığını ve ilk programın 13 reyting olduğunu, 3 sene boyunca formatın beklediğini fakat kimsenin almadığını ona kısmet olduğunu belirten Acun Ilıcalı, seyredip zevk aldığı formatları seyirci ile buluşturduğunu söylüyor.
‘O Ses Türkiye‘nin de onun için ‘kısmetin dibi’ olduğunu savunuyor. Bir arkadaşının gelip ona formatı göstermesi onu heyecanlandırıyor ve Türkiye’de bu işi yapmak için format sahiplerini arıyor daha sonra bu format için bir kanal ile anlaşıldığını öğreniyor. Pes etmeden bir toplantı istiyor ve 2 soru sorduğunu belirtiyor. 1. soruyu; formatı alan kanal kaç formatta başarılı olmuş? sormuş ve ”Ben söyleyeyim 0” cevabını da kendisi vermiş ve sonra ”telefonun başına 532’ili bir numara çevirin beni sorun” diye eklemiş, formatı kaçırmamak pahasına. Tamam biz size döneriz cevabını alınca da beklemiş ve 1 saat sonra gelen telefonda ‘ne zaman Hollanda’ya gelebilirsiniz’ sorusu ile karşılşan Acun Ilıcalı gözünün dönmüşlüğü ile ‘ben zaten Hollanda’dayım” cevabını verdiğini belirtiyor. Sabah 7.30’da ofiste buluşmuşlar ve ‘önden ödeme yapabilir misiniz’ sorusuna ‘2 yıllık ödeme yapmak istiyorum’ cevabı verdiğini söylüyor. ”Koltuğun dönmesinin kafasını döndürdüğünü” esprili bir şekilde anlatıyor.
Ardından da çok büyük bir başarı olduğunu ve Yunanistan’ın ‘The Voice‘ formatını da satın aldığını anlatıyor.
*Yıllar önce Show Tv’nin ‘Survivor’ parasını(5000Euro) ödemediğini ve programın Show Tv’den çekildiğini kendisinin de bundan etkilendiğini fakat devamında bir süre sonra ‘Survivor‘ formatçısının kendisini arayıp ‘Show Tv’ye güvenmiyoruz, siz alır mısınız?’ demesi üzerine tüm programları kendisi satın alıyor. Ve bunun nedenini paranın ödenmemesinden kaynaklı ‘kısmet‘ olarak tanımlıyor.

*‘Benim hayatım kötü gözüken şeylerin arkasından gelen iyi şeylerle geçti’ diye de son noktayı koyuyor.
Yorumlar
Yorum Gönder